Topluluk Tasarımınızı Hükümsüzlükten Nasıl Korursunuz?


Bir topluluk tasarımı tescil ettirdiniz. Yıldız şeklinde bir abajur. Yıllar sonra bir rakip, daha eski bir Alman tasarımına dayanarak hükümsüzlük talebinde bulunuyor. EUIPO tasarımınızı hükümsüz kılıyor. İtiraz ediyorsunuz. Avrupa Birliği Genel Mahkemesi de aleyhinize karar veriyor. Peki, bu süreçte nerede hata yapıldı?
Tam olarak bu soru, Genel Mahkeme'nin kararının (T‑42/25, DecoTrend GmbH / EUIPO – Light Tec Ltd) odak noktasını oluşturmaktadır. DecoTrend, üç boyutlu yıldız şeklinde bir abajur ve elektrikli ışık zinciri için Locarno sınıflandırması kapsamında topluluk tasarımı tescil ettirmişti. Light Tec 2021 yılında eski bir Alman tasarımına (D2) dayanarak hükümsüzlük talebinde bulundu; hem EUIPO hem de Genel Mahkeme bu talebi haklı buldu. Bu karar, dekoratif ürün üreticileri ve satıcıları için somut ve önemli dersler barındırmaktadır.
Tescildeki ürün tanımı her şeyi belirler
Kararın en dikkat çekici boyutu, ürün tanımının yarattığı hukuki sonuçtur. DecoTrend tasarımını "abajur" ve "elektrikli ışık zincirleri" olarak tescil ettirmişti; ancak yargılama süresince ürünün esasen bir Noel yıldızı olduğunu savundu. Bu argüman kabul görmedi. Mahkeme, tescildeki "abajur" ifadesinin belirleyici olduğuna hükmetti. Bir abajur herhangi bir formda tasarlanabilir; tasarımcıyı yıldız şekline yönlendiren ne teknik bir zorunluluk ne de yasal bir kısıtlama mevcuttur. Bu nedenle tasarımcının özgürlük alanı geniş kabul edildi.
Bu tespiti çok önemli sonuçlar doğurdu. DecoTrend, Noel yıldızlarının doğası gereği her zaman üç boyutlu yıldız yapısı taşıdığını ve bu yapının bireysel niteliğin değerlendirilmesinde daha az ağırlık taşıması gerektiğini savunuyordu. Ancak tasarım Noel yıldızı olarak değil, abajur olarak tescil edildiği için bu argüman zemin bulamadı. Bu doğrultuda şunu söylemek gerekir: ürün tanımı, tescil başvurusunun en stratejik unsurudur. Geniş bir tanım koruma kapsamını artırabilir; ancak aynı zamanda daha fazla önceki tasarımın öncelikli anteriorite olarak değerlendirilebileceği riskini de beraberinde getirir. Bu dengeyi doğru kurmak, sağlam bir tasarım korumasının temel koşuludur.
Bireysel nitelik, gerçek anlamda farklı bir genel izlenim gerektirir
Mahkeme, tescilli tasarımın eski Alman tasarımı karşısında gerekli bireysel niteliği taşımadığına hükmetti. Her iki tasarım da kırmızı ve sarı renklerde, simetrik ve keskin yerleştirilmiş uçlara sahip üç boyutlu bir yıldız görünümü sergiliyordu. Tescilli tasarımın bir kısım ucunun kare tabanlı, bir kısmının ise üçgen tabanlı olması, D2'nin yalnızca üçgen tabanlı uçlar içermesine karşın, yeterince belirleyici bir fark olarak kabul edilmedi. Mahkeme bu ayrıntının ancak ayrıntılı bir incelemenin ardından fark edilebildiğini ve genel izlenim üzerinde belirleyici bir etki yaratmadığını tespit etti.
Bu durum, bireysel nitelik için belirlenen eşiğin gerçekten yüksek olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Burada belirleyici olan, her gözlemlenebilir fark değil; "bilgilendirilmiş kullanıcı" üzerinde bırakılan genel izlenimin gerçekten farklı olup olmadığıdır. Söz konusu kullanıcı ne bir uzman ne de dikkatsiz bir tüketicidir; o, piyasadaki mevcut tasarımları tanıyan, dikkatli bir gözlemcidir. Detaylardaki küçük sapmalar, biraz farklı biçimlendirilmiş uçlar, hafifçe değişen renk oranları, bu eşiği aşmaz. Kanaatimizce bu, tescil öncesinde önceki tasarımlarla karşılaştırmalı bir analizin neden vazgeçilmez olduğunu açıkça göstermektedir.
Başkası için üretilen modeller de sizi bağlayabilir
Bu kararla eş zamanlı olarak görülen Hollanda davasında (Rb. Den Haag, 3 Temmuz 2026, C/09/703871) benzer bir sorun gün yüzüne çıktı. İtalyan üretici Commerbas, önce bir marka sahibi için üretim yapmış; ardından iş birliğinin sona ermesinin ardından aynı materyaller ve modelleri kullanarak üçüncü taraflar için üretim yapmaya devam etmişti. Birden fazla müşteri için sipariş üretimi yapan üreticiler, farkında olmadan tasarım hakkı ihlaline zemin hazırlama riskiyle karşı karşıyadır.
Bu bağlamda, her yeni üretim sözleşmesinde üretilecek tasarımların üçüncü taraf haklarından ari olduğu doğrulanmalı; müşteriden yazılı bir teyit alınmalı ve sözleşmeye bir sorumluluktan muafiyet kaydı eklenmeli; iş birliğinin sona ermesinin ardından kalıplar, çizme kalıpları ve tasarım dosyaları hiçbir surette başka müşteriler için kullanılmamalıdır. Bu adımların atılmaması halinde, iş birliğinin bitişi bir ticari ayrılıktan çok bir hukuki uyuşmazlığın başlangıcına dönüşebilir.
Sonuç olarak
Bu karar, bir topluluk tasarımının tek bir önceki tasarım esas alınarak dahi hükümsüz kılınabileceğini o tasarım farklı bir ülkeden olsa, farklı bir ürün için tasarlanmış olsa ya da yalnızca tek bir görünümde benzerlik taşısa bile, bir kez daha teyit etmektedir. Tasarımını korumak isteyen her üretici, tescil öncesinde kapsamlı bir anteriorite araştırması yapmalı, ürün tanımını stratejik bir biçimde seçmeli ve bilinçli olarak alınan yaratıcı kararları belgelemelidir. Tasarım tescili veya tasarım hakkının korunmasına ilişkin sorularınız için Mustafa Kahya ile iletişime geçin.
Contact with Mustafa KahyaMustafa Kahya
